Merdivende Asılı Kalan Ekmek
Ölüm ne kadar soğuk bir kelime. Bu kelimenin herkese farklı hissettirdiğini düşünüyorum. Kimi kendi ölümünün nasıl olacağını, ne zaman olacağını düşünürken kimisi sevdiklerinin ölümünü düşünür. Bugün bu yazıyı yazıyor olmamın sebebi yakın zamanda dayımı kaybetmiş olmam. Bu dünyada ona dair bir yazı bir iz kalsın istedim. Dayım 57 yaşında vefat etti. Hayat içerisinde hem psikolojik hem fiziksel birçok zorluk deneyimlemişti. Kimsesiz miydi?, belki fiilen değil ancak yalnızdı işte. Annem tüm sorumluluklarını üstelenmiş güçlü bir kadın, kendi çocuğu gibi ilgilendi durdu yıllarca. Hem de hiç gocunmadan. Dayımda bunun farkındaydı, annemi ve çocuklarını sahiplenmiş, onlara sığınmıştı. Her sabah kalkar kahveye gider, saatlerce orada oturur, çay ve sigara içerdi. Onu hep sigarasıyla hatırlıyorum. Bana bir gün sigarası için onu hiç bırakmayan bir dost olduğunu söyledi. Yakındığı, sığındığı dallar ve dumanlar. Hayatının çoğu zamanını tat almadan geçirmişti. İçindeki o büyük sıkıntıyla yaşamaya çalıştı. Babadan kalma derme çatma sobalı bir evde tek başına yaşadı. Yanımıza gelmeyi istemedi, kendi kendine olmak özgürlüğünde yaşamak istedi belki de. Kafası da çok götürmüyordu zaten:) Yakın yerlerde oturuyorduk, elimiz üstündeydi. Bu 57 yılda kaloriferli, doğalgazlı bir evde oturamamıştı. Evini değiştirmek istiyorduk, vakit olmadan gitti. Annem yemekleri bol bol yapar, mutlaka dayıma da gönderirdi. Hemen hemen her dışarı çıktığımda mutlaka elime yemek poşeti tutuşturur, onun için saklama kapları biriktirirdi. Canı sulu köfte istemiş, annem yapmış. Kapısına koymuş, acil işe gitmiş. Sulu köfteyi yiyemedi, ekmek almış asılı kalmış. Garibin ölümü de garip olurmuş. Öldüğünde ne hissetti, nasıl öldü bilmiyoruz. Umarım acısız bir ölümün olmuştur dayı. İncinmediğin, ahirette rahata erdiğin bir kısım seni bekliyordur umarım. Hakkını helal et.
Yorumlar
Yorum Gönder